Kazasız Belasız Bir Deplasman

 
Bugün gündüz saatlerinde lider Fenerbahçe'nin Sivas deplasmanında güle oynaya beş gollü galibiyet elde etmesinden sonra tabi ki gözler Denizli'ye çevrildi. Zira Denizli bu sezon, hükmen kazandığı Ankaraspor maçı haricinde hanesinde üç puan bulunmayan ve açıkçası ligden düşmeye en yakın takım pozisyonundaydı. Devre arasında Eskişehir'de problemler yaşayan Youla'yı kadrosuna katan Hakan Kutlu yönetimindeki takım, hafta içi Türkiye Kupasında tur atlayarak bir nebze olsun moral bulmuştu. Galatasaray taraftarı ise Jo'nun onbirde maça başlamasını ve son onbeş - yirmi dakikada da olsa Giovanni Dos Santos'u izleme şansını yakalayabilmenin yanı sıra güzel bir galibiyet almayı bekliyordu...




















Ofansif olarak sol kanatta oynadığında ne kadar faydalı olduğunu çok kez gösteren Caner yine sol bekte görev verilmiş olarak başlayan Galatasaray onbirinde Jo tek santrafor olarak ileri uçta gol umudu taşıyordu. Oyuna her iki takım da gayet dengeli başladı ve birbiri üzerinde çok fazla baskı kuramadan orta alan mücadelesi şeklinde geçti ilk on beş dakika. İlk yarının ortasına doğru kaptan Arda, sağ kanatta Barış'ın ortasına harika bir kafa vurarak takımını öne geçirmeyi başarmıştı ki maç başından beri en net pozisyon gole dönmüş oldu Galatasaray adına. Denizlispor'un ileri uç adamlarının belirli bir kapasite üzerine çıkamadıkları için gelişen ataklarda son vuruşlar ya gerçekleşemiyor ya da çok zayıf kalıyordu. İlk yarının bitiş düdüğüne saniyeler kala ara pas sonucu Denizli savunmasının son adamıyla birebir kalan Jo, rakibinden sıyrıldıktan sonra sol ayağıyla yaptığı vuruşu Özden engelleyince maçın kopmasını engelledi adeta...














İkinci yarının başlamasıyla anlam veremediğimiz bir şekilde Galatasaray kendi sahasında kabullenmeye başladı oyunu. Denizlisporun baskısını attırması ve özellikle Douglas Braga'nın etkili gayreti ile daha fazla topa sahip olan yeşil-beyazlı ekip maça tempo getirdi. Son vuruşlarda etkisiz olan Angelov ve ileri uç elemanları skor üretmeyi beceremedi ki maçın 54. dakikasında arka direğe yapılan ortada Engin uçarak kafayı vurdu. Aslında kucağına gelen topu içeriye doğru tokatlayan Leo Franco, beraberlik golünün yenilmesinde büyük pay sahibi oldu bana göre. Beraberlik golünden sonra ofansif olarak daha fazla topa sahip olan Galatasaray 61. dakikada yeni transferi Jo'nun ayağından kazandığı golle maçı 1-2'ye taşımasını bildi. Bu arada golden üç dakika önce Giovanni'nin Emre Çolak'ın yerine oyuna girdiğini de söylemeden geçmeyelim. Burda benim dikkatimi çeken şey Jo'nun golünün geldiği anlarda oyuncu değişikliği için hazırlanan Ayhan. Rijkaard nasıl bir düşünce içerisinde ki oyun 1-1 iken hamle yapıp maçı kazanmak adına değişiklik için düşündüğü isim Ayhan olsun. İşin ilginç kısmı değişiklik gerçekleşti ve çıkan isim Elano oldu. O ana kadar özellikle defansif anlamda başarılı bir oyun sergileyen ve geldiği günden bu yana bu görevi icra etme adına başarılı olan Elano...



















Bu anlam veremediğim değişiklikten dakikalar sonra Emre Güngör oyuna girdi ki hem de Jo'nun yerine. Bu değişiklik ile Emre Güngor sağ beke, Uğur Uçar sol beke, Caner sol kanada, Giovanni ise forvete yerleşti. Yani bir değişiklik takım içerisinde tam 4 mevkiyi yeniden şekillendirmiş oldu. Neyse ki kalan dakikalarda bir kaza golünü kalemizde görmeden maçı bitirdik ki maçın sonra anlarında zaman geçirdiği için sarı kart gören Leo Franco'nun uzaklaştırmaya çalıştığı bir top, Denizli'li oyuncunun sırtına çarptıktan sonra yükseklik kazandı ve herkesin yüreğini ağzına getirdi. Maç boyunca ve aslında sezon başından beri kalesinde güven vermeyen Arjantinli file bekçisi belki de radikal bir kararla Nonda yerine gönderilmesi gereken kişiydi kimilerine göre. Bir parantez de Neill için açmak istiyorum ki bugün bir kaç kritik hata yaptı Galatasaray defansında. Rakibin Denizli olduğunu düşününce çok fazla sorun olmayacağını kabul edebiliriz fakat Neill kalitesinde bir ismin Atletico maçı önce çok daha konsantre olması gerektiğini düşünüyorum...














Ayhan - Elano değişikliği, Jo'nun çıkıp Emre Güngör'ün oyuna girmesi, Leo'nun güven vermeyişi, Neill'in hataları gibi negatif donelerden bahsettim ama hiç mi iyi veriler yok elimizde? Elbette var, Arda gerçekten büyün bir nimet Galatasaray adına, Sarp hırsı ve azmi ile maç boyunca sahanın iylerindendi. Elano çıkana kadar özellikle defansif anlamda iyi şeyler yaptı. Hakan Balta, Sabri, Keita gibi üç ismin takıma geri dönmesiyle daha iyi olacağımızı düşünüyorum ve her ne olursa olsun bu deplasmanı kayıpsız geçmenin çok önemli olduğunu hatırlatarak gözlerimi hafta için oynanacak olan Antalya kupa maçına çeviriyorum...

1 yorum:

papish 1 Şubat 2010 01:11  

Zor bir maçtı ve eksikler çok fazla... Kazasız bir şekilde atlatmak çok iyi oldu... Ah bi de Kewell olsaydı :))))

Related Posts with Thumbnails