Danimarka'da Kış Transfer Dönemi



Ara dönemde olan Sas Liga Mart ayında tekrar başlayacak. Zorlu maraton öncesi takımlar hem hazırlık kamplarını yaparlarken bütçeleri doğrultusunda transferlere yöneldiler.

Bu dönemin en dikkat çeken transferleri Brondby'nin yıldız oyuncusu Martin Duncan Rasmussen'i Celtic'e ,Randers'ın sol beki David Addy'i Porto'ya satılması, Fiorentina'dan Martin Jorgensen'in eski takımı Aarhus'a dönmesiydi.

Geçen sezonun hem kupa hemde lig şampiyonu Kopenhag ise gelecek vaadeden oyuncular arasında gösterilen Kosta Rika'lı Bryan Oviedo'yu kadrosuna kattı. Çek yıldız Libor Sionko ile yollar ayrıldı. Midtjylland'ta menajer Allan Kuhn 10 oyuncuyu göndererek kadrodaki oyuncu sayısını azalttı.

Dikkat çeken önemli şeyleri söyledikten sonra takımların tek tek aldığı ve gönderdiği oyuncuları kısada olsa analizlerle sizlere sunmak istedim.



AALBORG

Gelenler

Chris Rolfe – Chicago Fire – Ofansif Ortasaha

Gidenler

Thomas Gaardsoe – Esbjerg fB – Defans

Erik Hamren’lı dönemini mumla arayan Aalborg’ta genç hoca Pehrsson’da takımı toparlayamadı. Geçen sezon Avrupa kupalarında alınan başarılı sonuçlar bu seneye büyük umut olmuştu fakat Eylül ayının sonunda başlayan düşüş trendi sürdü. Bu 3 aya yakın bir sürede sadece arada alınan bir Kopenhag galibiyeti var. Takım olarak en büyük sıkıntılarıda hücumda. Özellikle kanatlarda oynayan solda Due ile sağdaki Johansson yeterli katkıyı sürekli halde yapamıyorlar. Transferde kadroya kattıkları RoLfe daha önce Amerika milli formasınıda giymiş bir oyuncu. Ortasahada kanatlardada serbest olarak görev alabilen bir hücum oyuncusu. Chicago’da geçen sezon 7, bir önceki senede 9 gole imzasını atmıştı. Biraz olsun bu transfer iyi gelecektir.




AARHUS

Gelenler

Stephan Petersen – Nordsjaelland – Ortasaha
Dennis Cagara – Nordsjaelland – Defans
Martin Forgensen – Fiorentina – Ortasaha


Gidenler

Michael Lumb – Zenit – Defans
Lars Pleidrup - Vestjaelland – Sol Kanat
Jeremiah White - Al Ittıfaq – sağ kanat
Nando Rafael – Augsburg - Forvet (Kiralandı)
Jesper Blicher – Naestved – sol ve sağ kanat.

Aarhus bu sezon 5 gole imzasını atan Angola’lı forvet Nando Rafael’i Almanya 2.Bundesliga takımlarından Augusburg’a kiraladı. Ortasaha olmasına rağmen Nordsjaelland’ta ileri uçta önemli işler yapan Petersen’in alındığını düşünürsek ve kadroda Graulund ile Williams olduğuna göre yeri dolacaktır. Gidenlerden önemli olan bir diğer isimse 2005’ten beri sol bekin değişilmezi olan Michael Lumb Zenit’e iyi bir ücrete satıldı. Yerinede yine Nordsjaelland’ın sol beki Dennis Cagara’nın alınması Aarhus teknik heyetinin nasıl çalıştığını gösteriyor. Ortasahaya ise Fiorentina’dan AGF nin eski oyuncusu yıldız Martin Jorgensen alındı. Mükemmel bir takviye oldu diyebiliriz. İlk yarıya göre bazı oyuncularını kaybetsede yaptığı önemli takviyelerle dahada güçlenen Aarhus özellikle iç sahada başarılı sonuçlar alacaktır.



BRONDBY

Gelenler

Nicolaj Agger – Sonderjyske – Forvet- Kiralıktı geri döndü.
Daniel Wass- Fredrikstad – Sağ Kanat – Kiralıktı geri döndü.
Jacob Berthelsen – AB – Defans- Kiralıktı geri döndü.
Dario Dumic – Norwich – Defans
Remco Van Der Schaff – Burnley- Ortasaha – Kira süresi uzatıldı.

Gidenler

Joseph Elenga – Malmö – Defans
Morten Duncan Rasmussen – Celtic – Forvet
Nicolai Boilesen – Ajax – Defans
Patrick Mortensen – Lyngby – Defansif Ortasaha

Başketin’in batı yakası transferde gol makinesi Morten Duncan Ramussen’i Celtic’e sattı. Böyle bir hamle takımın % 30 gücünün hiçe sayıldığını gösteren bir hamle. Zaten şampiyonluk hedefinden epey uzakta kalan Kent Nielsen’in takımının işi zor. Ayrıca Manchester United , Chelsea , Liverpool, Monaco gibi takımların çok yakından takip ettiği 92 li Boilesen Ajax’a verildi. Böylesine önemli bir ismi elinden çıkaran yönetimin Norwich’in genç oyuncusu Dario Dumic’ide alması şaşırtıcı. Sezonun içerinsinde olduğunu gibi ara transferdede ne yaptığı belli olmayan Brondby’nin sezonu 3-5 arası bir sırada bitireceğini düşünüyorum.



ESBJERG fB

Gelenler

Thomas Gaardsoe – Aab – Defans
Sebastian Andersen – HB Koge – Ortasaha
Morten Christensen – Sogndal – Defans

Gidenler

Sune Gundersen – Hjorring - Ortasaha
Kristian Flittie Onstad – Stabaek – Defans
Adrian Cann – Serbest Kaldı – Defans
Gunnar Thorvaldsson – Reading - Forvet - Kiralık
Alexander Östlund – Emekli oldu.
Fredrik Björck – Tromso – Defans

Defansın değişilmezi Bjorck’ü Tromso’ye yollayan Esbjerg , Aalborg’tan tecrübeli oyuncu Gaardsoe ile Sogndal’dan Morten Christensen’i alarak takviye yapmış oldu. Onstad’ında Stabaek’e gittiğini düşünürsek takviyeler yerinde..Ayrıca HB Koge’de sol kanatta oynayan genc oyuncu Sebastian Andersen’de transfer edildi.
Diğer takımdan ayrılan isimler ise fazla forma şansı bulamayan kadroda şişkinlik yaratan oyunculardı.



KOPENHAG

Gelenler

Bryan Oviedo – Deportivo Saprissa – Defans

Gidenler

Niclas Jensen – Emekli oldu.
Jose Junior – Brezilya’ya geri döndü.
Libor Sionko – Sparta Prag – Ortasaha
Rune Nilssen – Start

Avrupa hedefi için transfer yapması beklenen Kopenhag , sadece Kosta Rika’lı Bryan Oviedo’yu kadrosuna kattı. Stale Solbakken anlaşılan o ki takım içinde ki uyumu yeni transfer yaparak bozmak istemiyor. Ayrıca kulubün bu sezon için transfere çokta bütçe ayıramadığı çıkan haberlerden. Yinede kadro olarak bu ligin fazlasıyla üstünde kadroua sahip olan Kopenhag ligin en büyük favorisi konumunda.



FC MİDTJYLLAND

Gelenler

Kasper Hansen – Midtylland U-19 - Ortasaha
Jesper Boge- Pedersen- Midtjylland U-19 – Defabs

Gidenler

Claus Madsen – Emekli oldu.
Danny Califf – Philadelphia - Defans
Christopher Poulsen – Silkeborg – Defans
Sekou Oliseh – CSKA – Forvet
Lasse Heinze – Silkeborg – Kaleci
Filip Marcic – Slaven Belupo – Defans
Arek Onyszko – Odra – Kaleci
Sune Kiilerich – Sampdoria – Defans
Yakubu Akilu – Kolding – Ortasaha
Kim Christensen – AB – Forvet

Midtjylland ara transferde 10 kişiyle yollarını ayırdı. Bunların en önemlileri cezaevine giren ama çiple oynayan Onyszko’nun Odra’ya gitmesi oldu. Ayrıca Silkeborg’ta full oynayan Lasse Heinze’de tekrar sözleşme imzalayınca kalede Martin Raska ve Lössl seçenekleri kaldı. Raska bu sezon pek forma giyemesede tecrübesiyle bu durumu kapatacak birisi. Ayrıca geçen sezon’un değişilmezleri olan fakat bu sene bir elin parmagını geçemeyecek kadar maça çıkan Califf ile Polsende gittiler. Bunların dışında kadroda fazlalık olan oyuncularda gönderildi. U-19 takımının yeteneki isimleri Hansen ile Pedersen kadroya dahil edildiler



NORDSJAELLAND

Gelenler

Matti Lund Nielsen – Odense – Ortasaha

Gidenler

Morten Karlsen – Randers – Ortasaha
Stephan Petersen – Aarhus – Ortasaha
Simon Richter – AB – Defans
Dennic Cagara – Aarhus – Defans

Nordsjaelland defansının solunda görev yapan Cagara ile geçen sezon kanatların en iyi alternatifi olabilen Richter’i kadrosunda tutamadı. Ayrıca 2004 ten kadroda yer alan Morten Karlsen Randers’a gitti. Bu sezon 4 gole imzasını atan Stephan Petersen Aarhus’a gitti. Tek transfer ise Odense’den gelen Matti Lund Nielsen.



HB KOGE

Gelenler

Quincy Antipas – Blokhus – Forvet
Mark Leth Pedersen – Brondby – Ortasaha ( Kiralık )

Gidenler

Sebastian Andersen – Esbjerg – Ortasaha
Rene Belling – Hvidovre – Ortasaha
Anders Simonsen – Roskilde – Ortasaha

Randers ile düşmesini beklediğim iki takımdam birisi HB Koge. Kadrolarından iyi olan 3-4 isimden biri olan Andersen’ide Esbjerg’e kaptırdılar. Bu durumlarıyla Sas Liga’ya devam etmeleri için büyük mucize gerekiyor.



ODENSE BK

Gelenler

Alexander Lund Hansen – Rosenborg – Kaleci
Esben Hansen – Randers – Ortasaha ( Kiralıktı döndü )

Gidenler

Matti Lund Nielsen – Nordsjaelland – Ortasaha
Rune Pedersen – Lyngby – Kaleci
Emil Ousager – Naesby – Kaleci

Rune Pedersen’in Lyngby’e dönmesi, Ousager’in Naesby’e kiralanmasıyla kalede seçeneği azalan Odense, Rosenborg’un yedek kalecisi Lund Hansen’i aldı. Ayrıca sezon başında Randers’a kiralık verilen ortasaha Esben Hansen’de geri döndü. İspanya’da kampını sürdüren ekip şampiyonluğun en büyük adaylarından.



RANDERS

Gelenler

Morten Karlsen – Nordsjaelland – Ortasaha
Anders Egholm – Sonderjyske – Defans
Yura Movsisyan – Salt Lake – Forvet
Soren Jensen – Odd Grenland – Defans

Gidenler

Tobias Grahn – Mjallby- Ortasaha
Kenneth Moller Pedersen – Fredericia – Ortasaha
Esben Hansen – Odense – Ortasaha ( Kiralıktı geri döndü)
Jose Junior – Brezilya’ya geri döndü.
Bobbie Friberg Da Cruz – Kongsvinger – Defans ( Kiralık )
Allan K.Jepsen – Aachen – Defans
David Addy – Porto – Defans

Aradaki puan farkından dolayı toparlayamayacağını düşündüğümden dolayı ligden düşmesini beklediğim Randers savunmanın önemli isimleri Da Cruz, Jepsen ve Addy’i elden çıkardı. Yeni gelen Egholm ve Jensen olmasa elde sadece 3 tane savunma oyuncusu kalacaktı. Yinede eldeki kalite hiç iyi değil. Ayrıca Grahn, Pedersen ve Hansen’inde ayrılması özellikle Kulübe yi etkileyecektir. Randers’ı seneye 1.ligde görmeye çok yakınız. 2. yarıda kazanamama serisi yapmalarını bekliyorum.



SİLKEBORG

Gelenler

Christopher Poulsen – Midtjylland – Defans
Lasse Heinze – Midtjylland – Defans

Gidenler

Steven Lüstü- Emekli oldu.
Thomas Norgaard – Skive

Sezona beklediğim şekilde iyi bir başlangıç yapan Silkeborg, üst sıraları zorlamaya devam edecektir. İlk yarıda Brondby’i iki maçtada yendikleri gibi sürprzi skorlara ve galibiyetlere imza atabilirler. İç sahada tam anlamyla hücumu düşünen ekibin maçlarına üst seçeneğinide değerlendirebilirsiniz. Poulsen’i alarak, Heinze’nin bonservisini alarakta önemli bir iş başardılar..




SONDERJYSKE

Gelenler

Olafur Skulason – Helsingborg – Ortasaha

Gidenler

Nicolaj Agger – Brondby – Forvet ( Kiralıktı döndü)
Anders Egholm – Randers- Defans ( Kiralıktı döndü)
Sedin Alic – Vejle – Ofansif Ortasaha
Jesper Jensen – Vejle – Ortasaha

Rakiplerinin kötü olmasından dolayı rahat bir sezon geçiren Sonderjyske’nin ara dönemde kaybettiği en önemli iki isim Agger ve Egholm. Savunmanın önemli isimlerinden Egholm’un gitmesinden sonra normalde sağ bekte oynayan Ostli ortaya çekilecek sağdada Stryger yada Larsen oynayacaktır. Bu durum biraz olsun savunmanın kalitesini aşağıya çekebilir. Ayrıca Agger’in de Brondby’e dönmesi forvetteki alternatifin azalması anlamına geliyor ...

Sezon içerisindede geniş maç analizleri, haberleri bloğumuzdan takip edebilirsiniz.
Sas Liga'da yeni dönem hayırlı olsun.



Sinemalarda Bu Hafta - 5 Şubat

Bu hafta 3 film vizyona giriyor. Robert DeNiro'lu Everybody's Fine (Herkesin Keyfi Yerinde), Denzel Washington'lu The Book of Eli (Tanrının Kitabı) ve bu haftaki tek Türk filmimiz Romantik Komedi. Sinema severler için hiç fena bir hafta değil, güzel alternatifler geliyor diyebiliriz.


90 yapımı Stanno Tutti Bene'nin yeniden çevrimi olan Everybody's Fine özellikle kadrosu ile dikkat çekiyor. DeNiro dışında Drew Barrymore, Kate Beckinsale ve Sam Rockwell gibi güzel ve yorumlara bakılırsa uyumlu bir oyuncu kadrosu var.

DeNiro'nun oynadığı baba karakterinin, karısını kaybettikten ve emekli olduktan sonra 4 çocuğunu tek tek ziyaret edeceği bir yolculuğa çıkışını anlatıyor film. Baba çocukları için yıllarca çalışır, anne çocuklarıyla ilgili hep iyi haberleri verip kötüleri saklar, baba aklında çocukları için hep güzel idealler kurar, en sonunda ziyaretlerinde görürki durum böle değildir.

Film hakkında gelen yorumlar oldukça insalcıl ve duygusal bir film olduğu yönünde. İtalyan bir filmin Hollywood uyarlaması olmasına rağmen görünen o ki film pek Hollywood'laştırılmamış. Fragmana bir şans verin derim, daha da önemlisi bu hafta sinemaya gidecekler acımasın filme bir şans versin bence. Pişman olacağınızı sanmam.

Fragman

The Book of Eli ise daha çok Denzel Washington'un sırtına yüklenmiş bir film havasında. Kötü adam olarak ailemizin sevdiği kötü adam oyuncusu Gary Oldman ve hatun kişi kontenjanında da benim gibiler için filmi izlemek için extra sebep olan Mila Kunis var. Washington'u sonunda birbirinin kopyası olmayan farklı bir rolde görmek sevindirici. Yazılanlara göre yoğun bir hazırlanma sürecinin ardından dublör kullanmamış hiçbir sahnede.


Post apokaliptik bir gelecekte savaş sonrası Amerika'nın çöl haline geldiği ve ortada medeniyet namına birşeyin kalmadığı bir zamanda geçiyor. Denzel abimiz dünyada tek kaldığı düşünülen incilin koruyucusudur ve onun dünyanın kurtuluşu olduğuna inanmaktadır. İşlerin sarpa sarması çok zor olmasa gerek :)

Yönetmen Hughes kardeşler görsellik olarak fragmandan da anlaşılacağı üzere çizgi roman estetiğini temel almışlar. Yaratılan yeni dünya görmeye değer olabilir. Dini kurtuluş sölemi üzerine kurulmuş dramatik yapısı rahatsız etmezse kaliteli bir film var gibi karşımızda.

Haftanın izlenesi aksiyon-macera filmi.

Fragman


Romantik Komedi ise dışardan bu senenin fabrika çıkışlı Türk filmlerinden bir yenisi gibi görünüyor. O kadar çok yeni film ürettik ki bu sene, takip etmek zor gerçekten.

Yerli Sex and the City yakıştırması dönüyor her tarafta. Kadro fena değil, Issız Adam'dan sonraki ilk sinema filmi olan Cemal Hünal, çıkışı yavaşta olsa süren Gürgen Öz ve Sinem Kobal, Begüm Kütük, Sedef Avcı, Burcu Kara gibi yerli güzellerimiz var.

Fragmanı fena değil aslında, merak etmedim filmi desem yalan sölemiş olurum. Genelde bu tip filmlerin hem içini doldurmada hem de teknik kalite kısmında sorunları var filmlerimizin ama Romantik Komedi biraz önde gibi diğer benzerlerine göre. Reklam sektöründen gelen bir yönetmenin ilk filmi bu arada, reklam estetiğini görebiliriz filmde teknik yollu yani.

Türk filmi seyretmeyi seven sinema seyircimiz için bu da fena bir alternatif gibi durmuyor.

Fragman



*Romantik komedi poster sinema.com'dan.

04 Şubat NBA Gecesi Ardından..


Öncelikle iki süper yıldızın karşılaşmasını televizyon karşısında izleyemedigimiz için üzüldüm. Bu tarz maçların yayınlanması da kolay olmuyor ama Kaan Kural'ın yorumuyla, espirileriyle maçı izlemek keyifli olurdu. Maça baktıgımızda ise dogal olarak LeBron-Wade kapışması izledik ve yine gülen taraf LeBron oldu. Takım olarak Miami'den üstün olmaları bir yana Q-Arena'da Cleveland'ı yenmek gerçekten çok zor. LeBron 16-9 saha içi isabetiyle oynamasına ragmen içeri penetreleriyle faulleri aldı ve 21 kez ft çizgisine gitti. Bu serbest atışlarda 17 isabet buldu ve maçı 36 sayı ile tamamladı. D-Wade 26 sayı 9 asistle maçı tamamladı, Miami kolay top kayıpları yaparak hızlı hücumlara maruz kaldı. Miami'nin zorlu maçları devam ediyor galibiyet alma ihtimallerini düşük görüyorum.


Önceki gece Utah karşısında dagılan Portland seyircisi önünde Roy'dan eksik mücadele etmesine ragmen zor da olsa kazandı. Üçüncü çeyregi 74-66 geride kapattılar ama öyle bir son çeyrek oynadılar ki maçı verseler yazık olurdu. Fark azaldıkça seyirci iyice motive etti takımı böyle farktan geri dönüp Spurs karşısında kazanmak kolay iş degil. Aldridge kaydettigi 28 sayıyla başrol oynarken Spurs'de Ginobli 21 sayıyla takımın en skorer ismi oldu. Portland bu maçı kazandı ancak takımın durumu parlak degil o yüzden istikrar yakalamarı zor görünüyor.

Yeni Juninho Kim Olacak?

 

Juninho'nun takımdan ayrılmasından sonra bir türlü istediği tipte bir oyun kurucu bulamadı Lyon. Takımda sembol bir isim haline gelen, başarıdan başarıya koşan ve Lyon'u da koşturan Juninho gittikten sonra Lyon'un adeta kimyası değişti. Üst üste gelen 6 şampiyonluktan sonra 2 senedir ligdeki beklenmeyen başarısızlık Lyon'u yeni arayışlar içerisine itti. Bu sebeple çalışmalarına başlayan başkan Aulas'ın yeni sezondaki hedefleri şimdiden belirlenmiş gibi...

Hedefteki ilk isim Joao Moutinho. Sporting Lizbon ile 2014 sezonu sonuna kadar sözleşmesi olan 23 yaşındaki Portekizli yıldız'ın sözleşmesinde 22.5 milyon avro gelirse serbest kalır maddesi bulunuyor. Lyon'un gündeminle olan bir diğer isim ise Portekiz kadar uzakta değil hatta çok çok yakında. Bu isim Fransa Ümit Milli seviyesindeki her yaşta forma giymiş olan Moussa Sissoko. Ümit Milli forma altında 42 maç 3 golü bulunan genç ismin, A Milli olarak henüz sadece 2 maçı bulunuyor. Halen Toulouse forması giyen oyuncu takımı adına 85 maça çıktı ve 12 gol kaydetti...

 

Listedeki son isim ise bu üçlünün içindeki en genç isim. Bu ismi söylemeden önce biraz geçmişinden bahsedelim. Profesyonel futbol yaşantısına Hajduk Kula'da başlayan oyuncu formasını giydiği klüpte 58 maçta yer aldı ve 2 gol kaydetti. 2006 - 2008 yılları arasındaki süreden sonra Sırbistan ligi transfer rekorunu kırarak Partizan takımına katıldı. Bonservis bedeli olarak 1.2 milyon avro ödeyen Partizan klubü böylece bir önceki ve yine kendisine ait olan 1 milyon marklık bonservis rekorunu kırmış oldu. 1989 senesinde Predrag Mijatovic için Buducnost'a ödenen para tam 1 milyon Alman markıydı. Partizan forması altında bugüne kadar 40 maçta forma giyen oyuncu 1 de gol kaydetti. 22 defa Ümit Milli formayı giyen ve 2 golü de bulunan oyuncunun 24 Kasım 2007 tarihinde Sırbistan'ın Kazakistan'a karşı oynadığı Euro 2008 eleme grubu maçında forma giyerek A milli olduğunu da belirtmekte fayda var. Evet bahsettiğim isim Ljubomir Fejsa...


Şahsi fikrim Moutinho transferinin biraz zor olduğunu düşünüyorum. Zira Moutinho büyük ihtimalle bir çok klubün kıskacında olacak, belki kalburüstü takımlardan peşine düşen olmazsa Lyon'un şansı olabilir. Para sorunları kesinlikle yok ama Moutinho'nun birinci tercihi Ligue 1 olmayacaktır bence. Dolayısıyla Sissoko transferini daha olası görüyorum ben. Hatta Fejsa ile birlikte bile gelebilir Sissoko. Tabi bunların hepsini görebilmek için yaz transfer sezonunu beklememiz gerekecek...

03 Şubat NBA Gecesi Ardından..


Gecenin özeti ve dikkat çekici maçlarla yazımıza devam ediyoruz. Boston TD Garden'da agırladıgı Miami karşısında Wade'in oyunu domine eden performansına ragmen galip geldi. Aldıgı galibiyetlere ragmen bana hiç güven vermiyor Boston'un oyunu. Savunmadaki eski caydırıcılık yok, KG'nin sakatlıgından sonra eski performansına ulaşamaması ve sadece orta mesafe şutlar denemesi pota altını zayıflatıyor. Allen da bu sene oynadıgı oyunla pek ön plana çıkmadı yani bir düşüş söz konusu, üzerine Pierce'ın sakatlıgı da eklenince durumun kötü oldugunu anlamak pek zor degil. Wade 16-11 saha içi isabeti 8-6 ft yüzdesiyle buldugu 30 sayının yanındaki 13 asistlik harika oyununa ragmen Cavs maçında oldugu gibi son hücumda topu kaybederek maçı kazanma şansını kaybetti.


Utah hızlı hücumlarla Portland'a zor anlar yaşatmış, maçı da baştan sona önde götürdükleri için 105 sayı yemeleri sıkıntı yaratmamış. Deron yine geminin dümeninde takımı iyi yönetmiş ki 13 asistte bunu kanıtlar nitelikte zaten. Memo'da 13-11 saha isabeti ve 5-5 ft atışıyla buldugu 28 sayı bu sezonki en yüksek rakam. Kirilenko'nun da yükselen performansı devam ediyor aynı şekilde devam eder umarım. Portland'da Roy'un yoklugunda sıkıntı yaşamış ki Utah'a ayak uydurarak hızlı oynamayı terch etmişler. Takım zaten sakatlıklar falan derken düşe kalka ilerliyor, Roy'un yoklugunda %42 ile isabet buldukları maçta kazanmaları süpriz olurdu.


Deplasman turnesinin ardından Staples Center'da seyircisi önüne çıkan Lakers'da maç öncesi atmosfer oldukça iyiydi. Kobe'nin Lakers tarihinin en skorer oyuncularında üst sıraya çıkmasıyla aldıgı ödül gurur vericiydi. Maçın başlamasıyla Bobcats'in sert savunması etkiliydi zaten Lakers son şampiyon gibi oynamıyor, üst düzey takımlara karşı maç kazanamamaları da bunu kanıtlıyor. Kobe ilk yarı bitiminde sakatlanmış ancak ikinci yarı oyununa devam etmesine ragmen bu sakatlık performansını etkiledi. 12-2 isabetle 5 sayı bulabildi sadece, kırık parmagıyla oynadıgı oyunları düşünürsek bu sakatlık sonrası dinlenmesi gerekiyor ancak oynamakta ısrar edecegini düşünüyorum. Jackson'un 30 sayılık performansı birşeye yaramadı, Wallace oynasa sonuç aynı olurmuydu kazanan yine Lakers mı olurdu düşünmek lazım..

Aranızda Ahududu Sevmeyen Var Mı?


Sinema dünyasını takip edenler çok iyi bilirler, Oscar adaylarının açıklandığı tarihlerde onun en büyük düşmanı olan Razzie (Altın Ahududu) adayları da açıklanır. Bu sene 30.su düzenlenecek olan Razzie ödüllerinde yine ilginç adaylıklar söz konusu. Okuduğunuzda "Hadi len, ben bu filmi çok sevmiştim" diyebileceğiniz filmlerin bile olabileceğini düşündüğüm Razzie ödülleri aday listesine şöyle bir göz atalım,

En Kötü Film

All About Steve
G.I.Joe : Rise of The Cobra
Land of the Lost
Old Dogs
Transformers : Revenge of the Fallen

En Kötü Aktör

Jonas Brothers (Jonas Brothers : The 3D Concert Experience)
Will Ferrell (Land of the Lost)
Steve Martin (Pink Panther 2)
Eddie Murphy (Imagine That)
John Travolta (Old Dogs)

En Kötü Aktris

Beyonce Knowles (Obsessed)
Sandra Bullock (All About Steve)
Miley Cyrus (Hannah Montana : The Movie)
Megan Fox (Transformers : Revenge of the Fallen)
Sarah Jessica Parker (Did You Hear About the Morgans)


En kötü film dalında netleşen bir durum henüz yok fakat en kötü aktör ve en kötü aktris dallarında ise durum bundan farklı. Özellikle en kötü aktris dalında Megan Fox'un ipi göğüslemesine kesin gözüyle bakılıyor. En kötü aktör dalında ise Jonas Brothers ile bu ödülü daha önce kazanan John Travolta arasında çekişmeli bir yarış var, süpriz ise Eddie Murphy. Razzies hakkında daha fazla bilgi için resmi site, tüm dallardaki adaylar için liste sizleri bekliyor...

Oscar Adayları Açıklandı














7 Mart'ta Steve Martin - Alec Baldwin ikilisinin sunacağı törenle sahiplerini bulacak olan ödüllerinin adayları açıklandı. Bu senenin en dikkat çekici özelliği kural değişikliği ile sayısı 10'a çıkartılan en iyi film kategorisi. Daha çok türün (bağımsız, aminasyon...) adaylığa girebilmesi ile film severlerin, stüdyoların vs. gönlü alınacak bir nebze tabi ama sürpriz çıkma olasılığı neredeyse hiç yok. Yarış yine 2-3 film arasında geçecek ama daha çok filmin künyesinde "oscar adayı" yazacak.

Aday listelerine şu linklerden ulaşabilirsiniz; orjinal site - türkçe liste

İlerleyen günlerde hem kazanma şansı yüksek adayları hem de gönlümden geçenleri yorumlarız ayrıntılı biçimde.

Coming Soon # Vol 1

İlkbahar - yaz dönemi geliyor yavaş yavaş, gişe filmleri savaşı da ufaktan başlayacak artık. Önümüzdeki dönemde vizyona gelecek filmlere kısa kısa hızlı bir bakış atmanın iyi olacağını düşündüm. Liste tabi uzar gider göz atacak birçok film var, en çok beklenen ve dikkat edilmesi gereken filmleri seçmeye çalıştım.

Alice in Wonderland




























Yakın geleceğin en önemli filmlerinden, kendi adıma en merakla beklediğim film diyebilirim. Gerçekten bu tarz bir hikaye-yönetmen uyuşması az bulunur heralde, hikaye tam Tim Burton'ın kalemi.

Oyuncu kadrosu için muazzam demek yerinde olur. Johnny Depp ve Helena Bonham Carter dışında (ki birinin 7 diğerinin de 6.filmi Burton ile) Christopher Lee, Alan Rickman, Michael Sheen, Crispin Glover gibi isimler ve daha birçok kayda değer isim var. Ha bir de neden bilmem Anna Hathaway var, Burton'ın bir bildiği vardır elbet diyelim.

Filmin en önemli rolü olan Alice'i ise Mia Wasikowska (Defiance) kapmış durumda. Sölenenlere göre Lindsay Lohan ve Amanda Seyfried baya bi kulis çalışması yapmış Alice rolü için ama rol Mia'ya gitmiş.

Bir diğer çok önemli olay da filmin vizyona 3d olarak girecek olması, bu tabi filmi deli-divane beklememiz için önemli bir sebep daha. Burton'ı böle bi hikaye ile 3 boyutlu olarak izlemek muhteşem olacaktır. Bakalım Burton sinema dünyasına yeni bir şaheser daha kazandıracak mı merakla bekliyoruz...

Aşağıdaki fragman hariç şuralardan ilk çıkan teaser'ı, yeni çıkan soundtrack'i ve filmin resmi websitesini bulabilirsiniz.



Gösterim Tarihi ==> 5 Mart 2010

Repo Men





























Yakında gösterimde olacak bazı filmler kadar ses getirerek gelmiyor belki ama çoğundan daha iyi çıkması muhtemel bir film Repo Men.

Aynı isimli 1984 yapımı filmle bir alakası olmayan filmin organ ticaretini-naklini temel alan güzel ve orjinal bir konusu var. Aşağıdan izliyebileceğiniz fragmanı (sonlardaki beyaz salon sahnesine dikkat) baya başarılı buldum ben. Özellikle ilk bakışta biraz alakasız gelebilecek başroldeki Jude Law - Forest Whitaker ikilisi baya iyi gitmiş gibi filme.

Birkaç küçük detay; yönetmen Miguel Sapochnik'in ilk filmi Repo Men. Başrol için Leonardo Di Caprio ile anlaşılmış ama sonradan çekilmiş projeden. Filmin websitesi için tıkla.



Gösterim Tarihi ==> 5 Mart 2010

Shutter Island: Merakla beklenen filmlerden biriydi ama aylardır piyasada döndüğü için sanki daha gösterime girmeden eskidi film bizim için. Ekimden Şubat 19'a ertelenen vizyon tarihi tekrar değişmezse yakında karşımıza çıkacak.

Filmin prodüksiyonunda ne kadar aksilik çıkarsa çıksın Martin Scorsese gibi yaşayan en büyük yönetmenlerden birinin filmini merak etmemek biraz zor tabi.

Linklerden fragman ve filmin websitesine ulaşabilirsiniz.
Gösterim Tarihi ==> 12 Mart 2010













  
Iron Man 2: 2008'de çıkan ve dünya çapında yaklaşık 600 milyon dolar gişe yapan Iron Man'e devam filmi çekilmemesi imkansızdı zaten. Film kadrosu iyice genişleyip oldukça iştah kabartıcı bir hal alsa da fragman bana pek tad vermedi doğrusu. Eğlenceli olmasının yanında yeni bir seri için oldukça iyi bir ilk filmden sonra bu ikinci filmde Batman - Dark Knight tarzı bir çıkış bekliyordum ama avcumuzu yalicaz gibi. Eğlencesinden birşey kaybetmemişse yine de beklemeye değer tabi ama yönetmen - oyuncu kadrosu - ilk filmin gişesi saolsun stüdyoların vereceği olanaklar vs daha da iyisi olmalı gibi geliyor haliyle.

Fragman - Website

Gösterim Tarihi ==> 7 Mayıs 2010

Wall Street - Money Never Sleeps: 1987 yapımı filmin devamında yönetmen koltuğunda yine Oliver Stone var. İlk filmin seveni çoktur, aradan 23 yıl geçse de bu devam filmi birçok kişide heyecan uyandırmıştır diye düşünüyorum.

Son dönemde her taşın altından çıkan Shia LaBeouf'ü fragmanda biraz sırıtır bulsam da en önde Michael Douglas olmak üzere Josh Brolin -Susan Sarandon - Frank Langella ve daha uzunca bir sağlam oyuncu listesi var filmin.İçinde bulunduğumuz ekonomik hal filmi daha da ilginç hale getirecek şüphesiz.















Fragman

Gösterim Tarihi ==> 23 Nisan 2010 (ABD)

Clash of the Titans: Yakında yunan mitolojisi tanrılarının temel alındığı birçok yeni film çıkacak karşımıza. Bunlardan en kayda değeri sağlam oyuncu kadrosu (başrolde Avatar ve Terminator:Salvation ile son dönemlerin en büyük çıkışlarından birini yapan Sam Worthington var) ve umut vaad eden fragmanlarıyla Clash of the Titans. 1981 yapımı aynı adlı filmin yeniden çevrimi, o filme de şans verip izlemek lazım tavsiyem.

Fantastik filmlerin seveni çoktur zaten, bu kadro ve görsellik ile türü sevenlerinin aklına kazınması muhtemel bir film olacaktır. Derin senaryo ve dramatik yapı arayanlar da başka kapıyı çalsın tabi, şu tarz filmlerden bunları beklemek yanlış zaten en baştan :)

Son zamanlarda duyduğum en iyi fragman müziğine sahip fragmanını buradan izliyebilirsiniz, bu da en son çıkan fragmanı.




The Losers: Son olarakta fragmanı daha yeni çıkan Zoe Saldana'lı (Avatar - Neytiri) aksiyon-komedi The Losers var. Pek dikkat çekecek bir film değil gibi ama fragmanı hiç fena değil bence. Çerezlik güzel birşeyler çıkabilir, bir göz atın derim. Fragman için buradan buyrun.

Tarihten Bir Yaprak : PSG

Takvimler 1 Şubat 1970'i gösterdiğinde Calberson taşımacılık şirketi başkanı Guy Crescent ve Fransa yarış klubü başkanı Pierre-Etienne Guyot ile Parc Des Princes mevkisinde Fransa Futbol Federasyonuna harika bir proje hediye ettiler, Paris Saint-Germain. Guy Crescent, Avrupa turunu yeni tamamlamış, İngilterede Chelsea, Arsenal gibi takım yetkilileriyle biraraya gelmiş hatta daha sonra Anderlecht, Köln, Hamburg gibi önemli takımlarla temaslarda bulunduktan sonra son olarak Madrid'de Real Madrid takımı ile görüşmelerde bulunmuştu. Madrid taraftarlarının 100bin parça aksesuar ve malzemenin klübe kazandırılmasına rol oynadığını öğrenince benzer uygulamayı klubü için de yapabileceğini düşündü...

Fakat önünde ciddi bir engel vardı hala, takımın mali anlamda destekliyici bir platformu yoktu. Arkadaşı Maurice Siegel'e ulaşan Crescent, Avrupa organizasyonunda hala boş bir kontenjan olduğunu öğrendi. Pierre Bellemare de 10 yıl boyunca France Football ve Le'qiupe ile anlaşarak PSG'nin tanıtılması adına önemli başka bir adımı atmış oldu. Ertesi gün sabah erken saatlerde içinde Enrico Macias, Sacha Distel, Annie Cordy, Jean Richard, Mireille Mathieu, Robert Castel gibi isimlerin bulunduğu 100 kişi Paris ve çevresinde takıma destek olma adına çıkagelmişlerdi...


İlerleyen günlerde klube yardım olarak kişi başına 25 fransız frankı (o zamanda ederi yaklaşık 3.80 avro) gibi bir miktar belirleyen yönetim yaptığı çalışmalar sonucu 17,400 kişi ve buna karşılık 842,000 frank'lık (128,362 avro) bir destek sözü aldı. Beklenenden çok daha çabuk elde edilen anapara sayesinde Paris Saint-Germain Football Club resmi olarak kuruluşu ilan etti aynı haftanın sonunda. İşte o günlerden bugüne geçen zaman sonucunda PSG 40.yılını kutluyor şu günlerde. Geçen 40 yıl boyunca kimler gelip geçmedi ki bu forma altından, şöyle bir hatırlamaya çalışırsak eğer,

Nicolas Anelka, Dominique Baratelli, Dominique Bathenay, Joel Bats, Carlos Bianchi, Mustapha Dahleb, Jean Djorkaeff, Youri Djorkaeff, Jean-Pierre Dogliani, Luis Fernandez, David Ginola, Gabriel Heinze, Antoine Kombouare, Bernard Lama Paul Le Guen, Leonardo, Bruno Ngotty, Ilja Pantelic, Pauleta, Jean-Marc Pilorget, Rai, Ricardo, Alain Roche, Dominique Rocheteau, Ronaldinho, Marco Simone, Ivica Surjak, Safet Susic, Waldo, George Weah gibi çok ünlü isim PSG forması giymişti...

01 Şubat NBA Gecesi Ardından...


Boozer'ın yoklugunda Dallas'ı konuk eden Utah Millsap ve Deron'un etkili performaslarıyla kazandı. Nowitzki'ye çözüm bulamayan Utah diger parçaları durdurarak son çeyrekte farkı açarak kazandı. İç sahada seyircisi önünde iyi oynuyor Utah, ne kadar sorunlu bir takım olsa da seyircisinin önünde farklı bir havaya giriyorlar. Dallas'da son maçlarda bir istikrarsızlık var geçtigimiz ay yakaladıkları formu kaybediyorlar yavaş yavaş.

Memphis için oldukça önemli bir fırsattı Lakers maçı, bu sezonki performanslarına böyle bir maçtan galip gelerek imza atmak istiyorlardı. Aslında tam zamanıydı Lakers'ın 8 maçlık deplasman serisinin son maçı olması ve bir önceki gece Boston maçı oynamış olması ibreleri Memphis'e çevirmişti. Bütün bunlara ragmen Lakers yine favori olarak çıktı ancak dediigim gibi ben Memphis'i daha avantajlı görüyordum. Bekledigim gibi de oldu Memphis'in ritmine ve enerjisine karşılık veremeyen Lakers maçtan maglup ayrıldı ve zorlu deplasman serisini bitirdi. Kobe yine insanüstü bir oyunla 44 sayı attı ancak bu galip gelmelerine yetmedi, arkadaşlarını da oyunda tutmak yerine tek başına maçı almayı düşününce olmadı. Memphis'i böyle bir galibiyet sonrası tebrik etmek lazım.


Melo'nun oynaması bekleniyordu sanırım bir maç daha dinlendirilmek istendi. Melo'ya baglı kalmadan da skor üretebilen ve çarkın tüm parçalarının işledigi Denver zayıf rakibi karşısında zorlansa da kazanmasını bildi.Denver'da rakımın yüksek olmasından dolayı buraya gelen takımlar için dezavantaj yaratıyor zaten. Billups yine muazzam bir oyun oynadı 23 sayı 9 asistlik performansıyla takımın dinamosuydu. Bench'ten gelen JR Smith'in etkisiz oyununa ragmen Andersen ve Lawson'un katkısı önemliydi. Sacramento maçı 3 farklı kaybetti ama bu tarz üst rakipler karşısında dış sahada kazanmaları oldukça zor.

31 Ocak NBA Gecesi Ardından..


Gecenin şüphesiz en iyi maçı Boston-Lakers karşılaşmasıydı, tüm dünyada pazar gecesi erken saatte olması nedeniyle spor severleri ekran başına kilitledi. Boston'un son maçlardaki formsuzlugu Lakers'ın da dış sahadaki güven vermeyen oyunu maç öncesi tahmin açısından oldukça zorlu bir duruma getirdi. Oldukça gergin başladı maç daha hava atışı yapılmadan Artest ve Pierce'ın birbirine girmesi şaşırtıcıydı. Lakers'ın hızlı başlangıcı farkı açmasına yardımcı oldu ama ikinci çeyrekte Boston sert savunmasıyla farkı eritmeyi başardı. İkinci yarıda ise fark bir aralar 10 sayıya kadar çıkmıştı ancak Lakers vazgeçmedi ve kötü giden güven vermeyen Boston'a bir darbe daha vurdu.


Erken oynanan maçta ise Denver temposu ve enerjisiyle Spurs deplasmanında farklı kazandı. Carmelo'nun yoklugunda Billups yine etkili bir oyunla galibiyeti getirdi, 15-7 isabetle 25 sayı bulurken 11 asistle double double performansıyla maçı tamamladı. Spurs'de Parker'ın eksikligi bu maçta hissedildi.Memphis karşısında birşekilde kazanmayı başarmışlardı ancak Denver gibi bir takım karşısında Billups'u rahat bırakınca maglubiyet kaçınılmaz oldu. Denver'ın da üç sayı çizgisinin gerisinden 12-9 isabetle %75'le oynadıgını belirtmek istiyorum.


Bol sayılı aynı zamanda yüksek tempoda geçen maçta Phoenix yine Houston maçlarında oldugu gibi ilk çeyregi önde kapattı.Houston'da maçın devamında Phoenix'in şut yüzdesini düşürmek yerine onlardan daha fazla atmayı deneyince dogal olarak başaramadılar. Son saniyeye kadar eşitlik vardı ama Houston kendi oyununu oynasa uzatmaya bile gitmeden kazanırdı diye düşünüyorum. Amare'nin son maçlardaki düşük grafiginden sonra 36 sayı 11 rebound'luk etkili oyunuyla eski ritmine dönmeye başladı.

Cleveland - Clippers : Cleveland'ın Q-Arena'da hızlı başlangıçla rakibin direncini ilk çeyrekten kırmaya başladıgını biliyoruz. Yani maçı kafa kafaya götürüp ümit vermiyorlar rakiplerine, bu maçtada aynı şekilde hatta biraz daha abartılı bir şekilde 26 sayı farkla başladılar maça.LeBron'un durdurulamaz oyunuyla farklı bir galibiyet almayı başardılar.

Oklahoma - GSW : Oklahoma bu sene Memphis'le aynı kefeye koydugum genç ve dinamik takımlardan. Geçen seneki performanslarını düşününce bu sezon oldukça iyi gidiyorlar, Durant'ın ortalamasına artık alıştık diyebilirim.45 sayı attıgını görünce şaşırmadım desem yeridir çünkü sürekli 30 sayı üzeri atan ve potansiyeli olan bir oyuncu. Ellis ve Maggette'nin ısrarlı oyununa ragmen seyircileri önünde galip geldiler.

Hido maçın başında yüzüne aldıgı darbe sonucu maça devam edememişti. Yapılan kontroller sonrasında göz çukurunda çatlak oldugu tespit edilmiş.

Avustralya Açık 2010 Şampiyonu : Roger Federer




Kral yine kral...

Rekoları alt üst eden , gelmiş geçmiş en büyük oyuncu olarak nitelendirilen Roger Federer koleksiyonuna bir Grand Slam kupası daha kattı.

Turnuva öncesi en formda oyuncu olarak görünen Davydenko'yu çeyrek finalde 4sette geçen Federer , yarı finalde ; Djokovic'i yenen Tsonga'ya set vermedi. Nadal'ı yenerek finale çıkan İskoç Andy Murray'de finalde Federer karşısında duramadı ve Federer 3sette kazanarak , kariyerinin 16. Grand Slam şampiyonluğuna ulaştı. En ufak formsuzlukta onun döneminin bittigi , artık yaşlandığı söylensede bir gerçek varki Federer istedigi zaman onu yenebilecek kimse yok ve o en iyi olmaya devam ediyor.

Avustralya Açık 2010 Şampiyonu : Serena Williams



2010 Sezonunun ilk Grand Slam'inde şampiyon Serena Williams oldu. Dünya 1numarası Amerikalı raket , finalde Justine Henin ile karşılaştı. Tenisi bırakmasının üstünden 1.5 sene geçmesinin ardından Belçikalı raket bu yıl ile tekrar kortlara döndü. Bıraktıgı yerden bırakma adına çok sağlam adımlarla gelen oyuncu , Serena karşısında iyi mücadele etsede kırılma noktalarında fırsatları degerlendiremedi. Serena ise , Kim Clijsters'ın ve Justine Henin'in dönmesi sonrası kalitenin tekrar yükseldiği WTA'de yılın ilk Grand Slam'ini kazanarak ben en iyiyim mesajını rakiplerine gönderdi..
Turnuvanın akılda kalan diğer olaylarına kısacada değinirsek;

*Çinli iki tenisçi Li ve Zheng yarı final oynayarak çok büyük başarı elde ettiler ve ülkelerini sevince boğdular.

*Şampiyonluk adaylarından Kim Clijsters'ın Petrova karşısında adeta ezilerek yenilmesi , özel hayatındaki ciddi bir sorunun (eşinin onu aldattığı söyleniyor) korta yansıması olarak algılandı ve bu durum destekçilerini büyük hayal kırıklığına uğrattı

*Son yıllarda sorunlarla boğuşan Ivanovic - Sharapova ikilisi yine başarıdan uzakta kalarak bir süre daha hazır olamayacaklarını gösterdiler.

Related Posts with Thumbnails