france etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
france etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yeni Juninho Kim Olacak?

 

Juninho'nun takımdan ayrılmasından sonra bir türlü istediği tipte bir oyun kurucu bulamadı Lyon. Takımda sembol bir isim haline gelen, başarıdan başarıya koşan ve Lyon'u da koşturan Juninho gittikten sonra Lyon'un adeta kimyası değişti. Üst üste gelen 6 şampiyonluktan sonra 2 senedir ligdeki beklenmeyen başarısızlık Lyon'u yeni arayışlar içerisine itti. Bu sebeple çalışmalarına başlayan başkan Aulas'ın yeni sezondaki hedefleri şimdiden belirlenmiş gibi...

Hedefteki ilk isim Joao Moutinho. Sporting Lizbon ile 2014 sezonu sonuna kadar sözleşmesi olan 23 yaşındaki Portekizli yıldız'ın sözleşmesinde 22.5 milyon avro gelirse serbest kalır maddesi bulunuyor. Lyon'un gündeminle olan bir diğer isim ise Portekiz kadar uzakta değil hatta çok çok yakında. Bu isim Fransa Ümit Milli seviyesindeki her yaşta forma giymiş olan Moussa Sissoko. Ümit Milli forma altında 42 maç 3 golü bulunan genç ismin, A Milli olarak henüz sadece 2 maçı bulunuyor. Halen Toulouse forması giyen oyuncu takımı adına 85 maça çıktı ve 12 gol kaydetti...

 

Listedeki son isim ise bu üçlünün içindeki en genç isim. Bu ismi söylemeden önce biraz geçmişinden bahsedelim. Profesyonel futbol yaşantısına Hajduk Kula'da başlayan oyuncu formasını giydiği klüpte 58 maçta yer aldı ve 2 gol kaydetti. 2006 - 2008 yılları arasındaki süreden sonra Sırbistan ligi transfer rekorunu kırarak Partizan takımına katıldı. Bonservis bedeli olarak 1.2 milyon avro ödeyen Partizan klubü böylece bir önceki ve yine kendisine ait olan 1 milyon marklık bonservis rekorunu kırmış oldu. 1989 senesinde Predrag Mijatovic için Buducnost'a ödenen para tam 1 milyon Alman markıydı. Partizan forması altında bugüne kadar 40 maçta forma giyen oyuncu 1 de gol kaydetti. 22 defa Ümit Milli formayı giyen ve 2 golü de bulunan oyuncunun 24 Kasım 2007 tarihinde Sırbistan'ın Kazakistan'a karşı oynadığı Euro 2008 eleme grubu maçında forma giyerek A milli olduğunu da belirtmekte fayda var. Evet bahsettiğim isim Ljubomir Fejsa...


Şahsi fikrim Moutinho transferinin biraz zor olduğunu düşünüyorum. Zira Moutinho büyük ihtimalle bir çok klubün kıskacında olacak, belki kalburüstü takımlardan peşine düşen olmazsa Lyon'un şansı olabilir. Para sorunları kesinlikle yok ama Moutinho'nun birinci tercihi Ligue 1 olmayacaktır bence. Dolayısıyla Sissoko transferini daha olası görüyorum ben. Hatta Fejsa ile birlikte bile gelebilir Sissoko. Tabi bunların hepsini görebilmek için yaz transfer sezonunu beklememiz gerekecek...

Tarihten Bir Yaprak : PSG

Takvimler 1 Şubat 1970'i gösterdiğinde Calberson taşımacılık şirketi başkanı Guy Crescent ve Fransa yarış klubü başkanı Pierre-Etienne Guyot ile Parc Des Princes mevkisinde Fransa Futbol Federasyonuna harika bir proje hediye ettiler, Paris Saint-Germain. Guy Crescent, Avrupa turunu yeni tamamlamış, İngilterede Chelsea, Arsenal gibi takım yetkilileriyle biraraya gelmiş hatta daha sonra Anderlecht, Köln, Hamburg gibi önemli takımlarla temaslarda bulunduktan sonra son olarak Madrid'de Real Madrid takımı ile görüşmelerde bulunmuştu. Madrid taraftarlarının 100bin parça aksesuar ve malzemenin klübe kazandırılmasına rol oynadığını öğrenince benzer uygulamayı klubü için de yapabileceğini düşündü...

Fakat önünde ciddi bir engel vardı hala, takımın mali anlamda destekliyici bir platformu yoktu. Arkadaşı Maurice Siegel'e ulaşan Crescent, Avrupa organizasyonunda hala boş bir kontenjan olduğunu öğrendi. Pierre Bellemare de 10 yıl boyunca France Football ve Le'qiupe ile anlaşarak PSG'nin tanıtılması adına önemli başka bir adımı atmış oldu. Ertesi gün sabah erken saatlerde içinde Enrico Macias, Sacha Distel, Annie Cordy, Jean Richard, Mireille Mathieu, Robert Castel gibi isimlerin bulunduğu 100 kişi Paris ve çevresinde takıma destek olma adına çıkagelmişlerdi...


İlerleyen günlerde klube yardım olarak kişi başına 25 fransız frankı (o zamanda ederi yaklaşık 3.80 avro) gibi bir miktar belirleyen yönetim yaptığı çalışmalar sonucu 17,400 kişi ve buna karşılık 842,000 frank'lık (128,362 avro) bir destek sözü aldı. Beklenenden çok daha çabuk elde edilen anapara sayesinde Paris Saint-Germain Football Club resmi olarak kuruluşu ilan etti aynı haftanın sonunda. İşte o günlerden bugüne geçen zaman sonucunda PSG 40.yılını kutluyor şu günlerde. Geçen 40 yıl boyunca kimler gelip geçmedi ki bu forma altından, şöyle bir hatırlamaya çalışırsak eğer,

Nicolas Anelka, Dominique Baratelli, Dominique Bathenay, Joel Bats, Carlos Bianchi, Mustapha Dahleb, Jean Djorkaeff, Youri Djorkaeff, Jean-Pierre Dogliani, Luis Fernandez, David Ginola, Gabriel Heinze, Antoine Kombouare, Bernard Lama Paul Le Guen, Leonardo, Bruno Ngotty, Ilja Pantelic, Pauleta, Jean-Marc Pilorget, Rai, Ricardo, Alain Roche, Dominique Rocheteau, Ronaldinho, Marco Simone, Ivica Surjak, Safet Susic, Waldo, George Weah gibi çok ünlü isim PSG forması giymişti...

Kara Kedi : Aulas & Puel


Fransa ligindeki en dominant takımlardan Lyon, geçtiğimiz bir hafta içinde iki kupadan birden elenince gözler ister istemez başkan Jean-Michel Aulas'a döndü. Burada yer alan Monaco mağlubiyetinden sonra, geçtiğimiz çarşamba günü Coupe De Le Ligue mücadelesinde Lorient'e elenen Lyon, hedefteki takım oldu. Ligue 1'deki durumu malum, liderin 11 puan gerisinde olan Lyon geçtiğimiz yıllara nazaran istikrarsız futbol ile de taraftarlarına güven vermiyor. Bütün bu olanların ortasında klüp başkanı Aulas bir televizyona verdiği röportajda şunları şöyledi,

Bir hafta içerisinde iki kupadan birden elenmemiz hayalkırıklığı bu bir gerçek. Son üç hafta içerisinde altıncı maçımızı oynadık ve bu maçlardan deplasmanda mücadele ettiğimiz son ikisinde aldığımız mağlubiyetler bize pahalıya patladı. Elbette bu mağlubiyetleri teknik direktöre bağlayabiliriz ama bu çok çocukça bir davranış olurdu. Lorient maçında rakip kaleci Audard günündeydi, Monaco mücadelesinde ise yediğimiz ilk gol bir hayli dramatikti. Zaman zaman taktiksel hatalar da yapabiliyoruz bu doğru ama bütün bunlar hayatın sonu değil...


 2002 - 2008 yılları arasındaki başarılarla dolu geçen altı yılda takımın başında Jacques Santini, Paul Le Guen, Gerard Houllier ve Alan Perrin gibi isimler takımın başındaydı ama şimdi hepsi geride kaldı. Puel daha önce Monaco ve Lille'i çalıştırmıştı ki, Lille ile olan başarılı kariyeri onu Lyon'un başına getirdi bunu hepimiz biliyoruz. Puel yönetimindeki Lyon'un ikinci sezonunda lig mücadelesinde geride kalması hedefin sezon başındaki şampiyonluktan, şampiyonlar ligine kalma mücadelesine kaydığını söyleyebiliriz rahatlıkla. Başkan Aulas sözlerine şöyle devam etti,

Önümüzde çok büyük bir karşılaşma var (Real Madrid maçlarını kastederek), şu an için konsante olmamız gereken şey bu. Evet Puel yönetimindeki ikinci sezonumuzda yine lig şampiyonluğu mücadelesinde uzaklaşmak can sıkıncı bir şey kabul ediyorum ama mücadelemiz devam edecek. Önümüzdeki bu büyük maçlarda alacağımız olumlu skorlar ile alehimize olan medya kolaylıkla tam tersi yönde yazmaya başlayabilir, herşey bizim elimizde...

Açıkçası kendi adıma bu sözlerden çıkaracağım tek şey şudur, Aulas gerçekten çok akıllı bir başkan. Kaybedilen iki kupa ve ligdeki kötü durum sonrası teknik direktörünü savunan bir açıklama yapması hem de bunu Real Madrid maçları öncesine denk getirmesi çok akıllıca bir hamle. Çünkü Real Madrid maçlarında alınacak kötü bir sonuç ve olası elenme sonucunda biz gereken desteği vermiştik zaten havasını oluşturacaktır. Böylelikle yapılacak olan bir teknik direktör değişikliğinin hiç de şaşkınlık yaratmamasına yönelik bir hamleyi şimdiden planlamış oluyor Aulas. Lyon için gelecek günler ve özellikle Mart ayı çok hareketli geçmeye aday görünüyor, bakalım bizleri neler bekliyor. Hep birlikte göreceğiz...

Orda, Bir Köy Var Uzakta



Bilinen en eski kayıt 1933 yılına ait Plabennec adına. Fakat 1901'li yıllara kadar uzanan bir geçmişi olduğunu söyleniyor. Yukardaki resim 1937-1938 yılına ait kadroyu gösteriyor, o zamanlar ilk stadları Lohigou'da soyunma odalarını bırakın dolapları bile olmayan takım iki yıl sonra Landouardon'a geçmişti. Yine benzer koşullarda çalışan takım 1939 yılına 2.Dünya savaşının başlamasıyla ara vermek zorunda kalmış 1945 yılında Fransa'nın batı bölgesindeki şampiyonaya katılarak mücadelesine kaldığı yerden devam eden ekibin adı 14 Mayıs 1969'a kadar Etoile Saint Thenenan olarak geçiyordu. Bu tarihte alınan karar sonucu klubün ismi Plabennec olarak değişti...



Aslında geçmişi bu kadar değil elbette Plabennec'in. Uzun süreçler sonucu bugünkü haline kavuşan klüp adına çok büyük başarılardan söz etmek mümkün değil. Şu an CFA diye tabir edilen ve bize uyarlarsak eğer 3.lig ile Amatör küme arasında bir yerde mücadele elen Plabennec nasıl oldu da gündeme gelmeyi başardı peki? Bilindiği gibi Fransa liglerinde iki tane kupa mücadelesi var. Bunlar Coupe De La Ligue olan Lig Kupası ve Coupe De France olarak bilinen Fransa Kupası. Coupe De France'a 7.turdan dahil olan Plabennec 21 Kasım 2009 günü rakibi Montgermont'u deplasman 1-4, 8. turda 12 Aralık 2009 günü rakibi Concarneau'yu evinde 2-0 mağlup ederek 9.tura yükselmişti. Bu iki turda nispeten denk ekiplere karşı başarılı skorlar alan takım için ilerisini düşünmek hayalden öte değildi. Zira kendi ligindeki mücadelesinde 20 takım arasında 18. sırada yer alan Plabennec adeta can derdindeydi ve kupada ilerlemek gibi bir derdi yoktu. Nitekim 9.turda rakibi Ligue 1 temsilcilerinden Nice olunca bu rüyanın da sonuna gelindiğini düşündü herkes...



Tarih 10 Ocak 2010'ü gösteriyordu ve Plabennec Coupe De France 9.turunda evinde Nice'i ağarlıyordu. Maçın hemen başında Loic Remy'nin golü ile öne geçen Nice bu işi fazla uzatmayacağını hissettirmişti. Fakat Plabennec maçın bu şekilde bitmesine izin vermedi ve Nice'in üzerine gitmeye başladı. İlk yarının sonlarına doğru baskısını iyice arttıran Plabennec önce 44. dakikada Abiven'in golü ile beraberliği sağladı. Soyunma odasına beraberliğin verdiği sevinç ile gidecekken 1 dakika sonra Gerald Cid'in kendi kale filelerini havalandırmasıyla skor tabelası 2-1'i gösterdi. Plabennec öne geçmişti, hem de hiç beklenmedik bir anda ve beklenmedik bir şekilde. Herkes 2. yarı Nice'in maçı çevireceğini düşünse de Plabennec direndi ve skoru korumayı başardı. Maç bitmiş, Nice elenmiş ve Plabennec 10.tura yükselmişti. Dün akşam Plabennec bir diğer Ligue 1 takımı olan Nancy'e konuk oldu Coupe De France mücadelesinde. İlk yarı 0-0 beraberlikle sonuçlandıktan sonra Plabennec Crehin'in ayağından bulduğu iki golle maçı 0-2 kazanmayı başardı. Bu mütevazi, rakipleriyle kıyaslanmayacak kadar küçük takım Plabennec, ard arda iki Ligue 1 takımını eleyerek çeyrek finale yükselmişti. Takvimler 9 Şubat 2010'u gösterdiğinde Plabennec rüyasını sürdürmek ya da bitirmek adına yeni rakibi olan Auxerre ile karşılaşacak.



Auxerre karşısında belki farklı bir skor ile mağlup olacak Plabennec kim bilir? Önemli olan bu değil zaten, önemli olan sahada mücadele eden 11 kişinin yüreklerini koymaları. Karşılarındaki kat kat güçlü takımları sadece cesaretleri ve mücadele azimleriyle mağlup edebilmeleri önemli olan. Futbol endüstrisinin bu kadar gelişmiş olduğu günümüzde, paranın herşeyi halletmeyeceğini bir kez daha bize gösterdiği için bir futbolsever olarak teşekkür ediyorum Plabennec'e...

Willy Sagnol ve Jacques Santini Saint-Etienne'de













Bugün öğle saatlerinde Saint-Etienne klubü adına önemli gelişmeler oldu. Uzun süre Bayern Munih forması giyen Willy Sagnol ve Fransa futbolunun önemli isimlerden Jacques Santini, başkan Bernard Caiazzo'un liderliğinde yapılan toplantıda Saint-Etienne yönetim yapısının birer parçası oldular. Toplantı sonucunda Başkan Caiazzo ve 12 yönetim kurulu üyesi şu isimlerden oluştu,

- Bernard Caiazzo, Başkan
- Guy Bidoroni
- Emilio Galluccio
- Eric Gousset
- Patrick Guinard
- Alain Martin
- Olivier Petrini
- Willy Sagnol
- Laurent Simon
- Sébastien Trescartes
- AS Saint-Etienne derneği temsilcileri Georges Bereta ve Guy Talon.












Ayrıca Roland Romeyer başkanlığında yürütme ve denetleme kurulunun sorumluluğunda olan şu birimlerin kurulmasına karar verildi,

- Jacques Santini liderliğinde klübe gönül vermiş gönüllü isimlerden oluşan, Saint-Etienne'nin başarısını arttırmak adına klüp gelişimini sağlayacak bir birim,
- Pascal Carrot liderliğinde, klüp veteranlarını ve taraflarının organize olmasını sağlayan bir birim,
- Michael Dulac liderliğinde ve ekonomik işlerle ilgilenecek olan bir birim. Bu birim özellikle taşra - metropol arasında ayrı ayrı yapılacak, her bölümde farklı üyelerden alt birimler oluşturarak ekonomik yapıda iyileştirmeler adına çalışmalar yapacak.

Bakalım bu yeni yapılanma süreci, Saint-Etienne'nin o eski ihtişamlı günlerine geri dönmesini sağlayabilecek mi? Bunu hep birlikte göreceğiz...

Lizarazu Fransa Milli Takımı'na Mı Gidiyor?



Klüpler bazında 542 maç - 32 gol, Fransa milli takımında 97 maç - 2 gol. Yaşayan efsanelerden birisi Bixente Lizarazu. 1988 yılında giymeye başladığı Bordeaux forması ile profesyonel kariyerine başlayan sol bek 2005-2006 sezonunda Bayern Münih ile bu kariyere son noktayı koymuştu. Bundesliga'da kaldırmadığı kupa kalmayan Lizarazu aynı zamanda UEFA, Şampiyonlar Ligi ve hatta o zamanki adı ile Toyota Kıtalararası Şampiyonluk kupasını da kaldıran nadir oyunculardan birisiydi. Milli takım kariyerinde Avrupa, Dünya ve Konfederasyon kupası gibi bütün üst düzey şampiyonalarda yer alan ve kürsüde sevinme şansını da yakalayan Lizarazu'nun kariyeri adeta bir şölen havasında...



France Football dergisine verdiği röportajda Lizarazu, milli takım yapılanmasının tıpkı Almanya'daki gibi olması gerektiğinden bahsetti. Teknik Direktör ve Genel Menajer yapısının oluşturulmasının çok daha faydalı olacağını söyleyen Lizarazu sözlerine şöyle devam etti;

Bayern Munih'de forma giyerken başarının gelmesini sağlayan bir sebep de Honess - Hitzfeld ikilisinin uyumlu çalışmasıydı. Modern futbolda teknik direktörün yoğunlaşması gereken tek şey futbol. Fakat medya ve onun oluşturduğu zemindeki baskı ile boğuşmaya başladığında asıl yapması gereken işten uzaklaşıyor insan. Genel menajer pozisyonundaki kişi medya ilişkilerini göğüslemeli ve teknik direktörün konsantre olacağı şey futbol olmalı...



Röportajın devamında hali hazırda Domenech yönetimindeki milli takım hakkında da konuşan Lizarazu, takım içerisinde bir sıkıntı olduğunun herkes tarafından bilindiğe dikkat çekti. Federasyon'un işinin takımı üst düzeyde yönetmek olmadığı, bu işi birbirine saygı duyan genel menajer ve teknik direktör ikilisinin yapması gerektiğini söyledi ve ekledi;

Fransa milli takımını yönetecek olan iki kişinin aynı felsefe üzerinde çalışan ama farklı sorumululukları olan kişiler olması gerekli. Tabi bu iki isim de çalışmalarında mutlak saygı çerçevesinin dışına çıkmamalı...

Kağıt üzerinde bu veriler Lizarazu'nun geleceği hakkında çok fazla ipucu vermese de kulislerde onun adına genel menajerliği istediğine dair söylentiler var. Teknik direktörlük geçmişi olmamasından dolayı saha kenarında bir rol benimsemesi pek mümkün olmayan Lizarazu'yu bakalım hangi pozisyonda göreceğiz...

Caen Mutlu Sona Yakın



Medya, camia, taraftarlar sizden tekrar ligue 1'e yükselmenizi bekliyor. Sizde bunun için elinizden geleni yapıyorsunuz. Fakat bazı maçlar vardır ki hakikaten kritiktir. Metz deplasmanı da öyledi Caen için zira Metz takımının evinde hiç mağlubiyeti bulunmuyordu üstüne üstlük Caen'in deplasman karnesi de çok çok iyi değildi. Maça iyi başladı Caen erken de buldu golü Traore ile fakat daha sonra taraftarının da desteği ile oyunu dengeledi Metz ve ilk yarının 35. dakikasında Vessat'ın ayağında beraberlik golünü kaydetti. Maçın ikinci yarısının son 5 dakikası gelene kadar böyle devam etti oyun. Her iki ekip de birbirine üstünlük kuramadı. Caen bu deplasmandan alacağı beraberlikle bile yetinebilecekken oyunu değiştirmek adına hamleler yaptı. Nitekim bu hamleler 85. ve 90+2. dakikalarda meyvesini verdi. İkinci yarı oyuna giren Toudic ve El Arabi'nin golleriyle maçı 1-3 kazanan Caen çok ciddi bir avantaj sağladı. Öyle ki şu an lig üçüncüsü Le Havre ve aynı puanda olan Nimes ile arasındaki puan farkını 13'e çıkaran Caen için yolun sonu çok parlak görünüyor. Hatta böyle giderse haftalar öncesinde kutlamalara başlamaları içten bile değil...

Laurent Batlles - Yolun Sonu ?















Grenoble'ye 2008 yılında transfer olan 34 yaşındaki tecrübeli orta saha oyuncusu için sezon sonu verilmesi gereken büyük bir karar var. Uzun süre Toulouse forması giyen Batlles, takımın yapılanma içerisine girmesi sonucu kadroda düşünülmediğini öğrendiğinde gelen teklifleri değerlendirmiş ve Grenoble'i tercih etmişti. Caen'in de ciddi anlamda transfer etmeyi düşündüğü Batlles tercihini Grenoble'den yana kullanmıştı. Ailesiyle birlikte düzenini değiştirip yeni bir hayata başlayan Batlles, burda gayet mutlu olduğunu belirtmişti her fırsatta. Grenoble'nin yeni stadı ve 2011'de hizmete girecek olan yeni tesisleri belki de yeni hedefi olabilir Batlles'in. Yöneticiler şu an için net bir şey söylemese de Batlles'in liderliğine saha dışında ihtiyaçları varmış gibi sinyaller veriyorlar. Başka bir deyişle Batlles'in sezon sonu kariyerine son vermesi gerektiğini düşünüyorlar. Batlles'in ise henüz aktif futboldan kopmaya niyeti yok gibi. Bakalım ilerleyen günler bize neler gösterecek...

Bir Cephe Daha Düştü















Fransa Kupası mücadelesindeki tek tük ciddi eşleşmelerden sonuncu olan Monaco - Lyon mücadelesi özellikle ilk yarıdaki durgun oyunla dikkat çekti. İlk 45 dakika içerisindeki mücadele nerdeyse taraftarları heyecanlandıran hiçbir pozisyon olmadı diyebilirdim fakat bunu değiştiren isim Boumsong oldu. İlk yarının uzatma dakikalarında sol taraftan Ederson'un kullandığı köşe vuruşunda ön direkte topla buluşan Boumsong skoru değiştirdi ve soyunma odasına giderken Lyon'un tur atlama umutlarını iyice arttırdı...















İkinci yarının başında ise ilginç bir penatlı kazandı Monaco. Ceza sahasının içerisindeki Nene, Govou'un çelmesinden önce kurtuldu ama aradan yarım saniye geçmeden kendini yere bırakınca hakem penaltı noktasını gösterdi. Kazandırdığı penaltıyı gole geçiren Nene maça dengeyi getirdi. Oyun dengeli bir seyir izlerken maçın 77.dakikasında sağ kanattan gelişen Monaco atağında Modesto futbol tabiri ile şandel bir orta yaptı. Lloris'i çok rahat aşan topu iyi takıp eden Park düzgün bir vuruşla Lyon'un kupadan elendiğini neticelendiren golü attı...
AS Monaco FC - Olympique Lyonnais : 2-1 (1-1)

Coupe de France, 16èmes de finale
Stade Louis II
4 818 seyirci
Hakem : M. Malige

Goller: Boumsong (45+1) Lyon ; Nenê (51 pen.), Park (77) Monaco
Kartlar : Traoré (31), Alonso (53) Monaco ; Lovren (29) Lyon

AS Monaco FC : Ruffier - Modesto, Mongongu, Puygrenier, Traoré - Perez (Leko, 85 dk.), Mangani - Alonso (cap.) (Lolo, 82 dk.), Haruna (Muratori, 89 dk.), Nenê - Park.
Yedekler: Thuram, Muratori, Lolo, Leko, Mollo, Gudjohnsen, Sagbo

Ol. Lyonnais : Lloris - Réveillère, Lovren Boumsong, Cissokho - Gonalons, Källström - Govou (Lopez, 81 dk.), Ederson (Delgado, 81 dk.), Tafer (Bastos, 69 dk.) - Gomis.
Yedekler : Vercoutre, Gassama, Grenier, Toulalan, Bastos, Delgado, Lopez

Related Posts with Thumbnails